Türkiye’nin İlk Yerli ve Milli Aşılarını Üretmek için Çalışıyoruz

Türkiye’nin İlk Yerli ve Milli Aşılarını Üretmek için Çalışıyoruz

Türkiye ilaç sektöründe yolculuğuna 1949 yılında başlayan ve yüzde 100 Amerikan firması olan Centurion Pharma şirketini bünyesine katarak yüzde 100 yerli sermayeli, yabancı isimli bir firma olarak bu yolculuğa devam eden Centurion İlaç, Türkiye’nin ilk yerli ve milli aşılarını üretmek üzere çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Centurion İlaç Üretim ve Ar-Ge’den Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Güniz Ersin Çakar ile firmanın Ar-Ge çalışmaları ve üretim süreçlerini konuştuk.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

1966 yılında İstanbul’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Özel Şişli Terakki Lisesi’nde tamamladıktan sonra, 1984 yılında Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne girdim. Eğitimimi tamamlamamın ardından aile şirketinde çalışma hayatıma başladım. Yıllar içerisinde şirketin birçok farklı bölümünde çalıştım ve halen üretim ve Ar-Ge’den sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyorum. Bunun yanında birçok dernekte görev alıyorum. Geleceğe hazırlanan 21 yaşında bir kızım ve 18 yaşında ikiz oğullarım var. En büyük hayalim çocuklarımın kendilerini en iyi hissettikleri ve başarılı olacaklarını düşündükleri yolda ilerlemeleri ve hayatlarına yön vermeleri. Eğer bu yol bir gün bu şirketle buluşursa harika olur.

Öncelikle Centurion İlaç hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Centurion İlaç, Türkiye ilaç sektöründe yolculuğuna 1949 yılında Onursal Başkanımız rahmetli Sayın Nafiz Ersin önderliğinde bir İlaç Ecza Deposu olarak başladı. Şirketimiz; 1980’li yılların başlarında Nafiz Bey’in gelecek vizyonuna paralel olarak ülkemizde başlayan değişimlerin de etkisi ile yapısını değiştirdi, yurt dışına açıldı, ithalat ile başlayan yeni bir döneme geçiş yaptı ve ecza depoculuğundan ilaç şirketi haline dönüştü. O zamanki ismi ile Yeni Şark Ecza Deposu A.Ş. olan firma %100 bir Amerikan firması olan Centurion Pharma şirketini bünyesine katarak %100 yerli sermayeli, yabancı isimli bir firma olma özelliğini kazandı.

Yeni Şark Ecza ismi ile o tarihlerde kan ürünleri ve aşı gibi stratejik öneme sahip ürünleri Türk tıbbının hizmetine sunan firmamız, daha sonra bünyesine dahil olan Centurion Pharma ile toplum halk sağlığının korunmasına yönelik hayatı tehdit edici hastalıklara karşı kullanılan aşılar ile beraber kronik hastalıklar / yetim hastalıklarda kullanılan plazma (kan) ürünleri ile çok sayıda hastalığın oluşmasını engellemiş ve tedavisini sağlamıştır.

2010’lu yıllara gelindiğinde Türkiye’de başlayan değişim rüzgârları Centurion için yeniden bir değişimin başlangıcı oldu . Bununla birlikte 2011 yılında başlayan Ar-Ge faaliyetlerimizden gelen ürünlerimizi daha hızlı piyasaya kazandırabilmek için 2016 yılında Ankara Başkent Organize Sanayi Bölgesi’nde 25.000 m2 toplam alana sahip üretim tesisimizin temellerini attık ve lokal yatırım süreçlerini başlattık. 2017 yılında tesis tamamlandı. 2018 Haziran ayında Türk GMP belgesini alarak kendi tesislerimizde biyolojik ürünler, steril likit ve iyofilize ürünler üretmeye başlamanın gururunu yaşıyoruz. Aşı üretimi için de tüm altyapımızı bu süreçte hazırladık.

Şu anda Centurion İlaç olarak odaklandığımız tedavi alanlarını onkoloji, immünoloji ve alerji, romatoloji, nöromusküler hastalıklar, hematoloji, enfeksiyon hastalıkları, endokrinoloji, acil tıp ve koruyucu hekimlik olarak özetleyebiliriz.

Centurion İlaç’ı özetle; günümüzün modern ve etkin tedavi alternatifleri olan biyolojik, biyoteknolojik, nadir rastlanan hastalıklar için yetim ilaçlar, spesifik hastane ürünleri ile

aşıların üretimini, ithalatını ve ihracatını gerçekleştiren üçüncü nesil yerli bir ilaç firması olarak tanımlayabiliriz.

Ülkemizde son yıllarda aşı karşıtlığı oldukça yaygınlaşmıştı, ancak Covid -19 salgını ile birlikte aşıların insan yaşamındaki önemi de bir kez daha anlaşıldı. En önemli odak noktalarından biri aşılar olan bir firma olarak bu konuda sizin görüşlerinizi alabilir miyiz?

Aşılar aslında toplum içinde bağışıklık oluşumunda katkı sağlayan biyolojik ürünler olup, tarihin en önemli buluşlarından kabul edilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı arşivlerine göre aşı üretimi için ilk çalışmalar Osmanlı İmparatorluğu döneminde başlamıştır. 1721 yılında İngiltere Büyükelçisi’nin eşi Mary Montagu ülkesine yazdığı bir mektupta İstanbul’da çiçek hastalığına aşı uygulandığını belirtilmiştir ve bu mektup dünyada aşı üretiminde işaret eden en eski belge olma özelliğini taşımaktadır. Ülkemizde 1957 yılına kadar 18 farklı aşının üretimi yapılmıştır.

İlaçlar bireyleri hastalıklara karşı tedavi ederken aşılar, bir hastalığa karşı bağışıklık oluşmasına katkı sağlayan, yüksek teknoloji ile üretilen ve birden çok güvenlilik aşamalarından geçen biyolojik ürünler olup, ciddi ölümcül ya da sekel bırakabilecek olan hastalıklara karşı kişinin kendi savunma sistemini güçlendiren antijenlerin oluşumunu sağlayarak bireyden başlayıp bütün toplumun korunmasına destek olmak için kullanılır. Bilimsel olarak artık biliyoruz ki aşılar gereklidir ve yaşam kurtarır. Aşılanma oranları düştüğü anda toplum sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıklar yayılmaya başlar.

O zaman neden aşı karşıtlığı var? Bu konuya tüm toplum bireyleri adına empati ile yaklaşarak insanların neden endişe duyduğunu anlamamızda yarar var.

Bir ülkede kullanılan her bir doz aşının; etkin, güvenilir ve çok deneyimli ellerden çıkması gerekiyor. Bu hassasiyeti kaybetmeye başlarsanız aşıyla ilgili endişeler de başlıyor.

İşte bu nedenle toplumdaki tüm bireyler bilmelidir ki aşılar gerçekten güvenli ürünlerdir. Aşıların test edilmesi ve izlenmesi için standartlar, diğer ilaçların çoğundan daha yüksektir, çünkü bunlar sağlıklı insanlara (özellikle sağlıklı çocuklara) verilen tıbbi tedavidir.

Bir aşının klinik öncesi çalışmaları, klinik çalışmaları ve ruhsat sonrası çalışmaları gibi aşamalardan geçmesi yıllar alır. Bir toplumda bağışık bireylerin oranı azalacak olursa salgınlar çıkar. Bu nedenle aşı olup olmama kararı sadece o kişiye ait değildir, tüm toplumu ilgilendirir ve aşı karşıtlığı bir halk sağlığı sorunudur. Ülkemizde bilinmelidir ki Sağlık Bakanlığı aşı konusunda bugün bilinen en üst standartları benimsemiş ve yönetmeliklerle koruma altına almıştır. Buna bağlı olarak ülkemizde tüm dünyada kullanılan ve etkisi kanıtlanmış aşıların ülkemize girmesine ve çocuklarımıza uygulanmasına müsaade ediliyor. Bu hassasiyete sahip bir

Bakanlığımız olduğu için aşı karşıtlığının minimum düzeyde olması gerekir.

Ülkemizde genç nüfus oranının yaşlı nüfustan fazla olması ve bebek doğum hızının yüksek olması dikkate alındığında Ulusal Aşı Takvimi’ne dahil aşıların aksamadan uygulanması kritik önem arz ediyor. Ülkemiz bu açıdan oldukça başarılı bir Ulusal Aşılama Programı yürütüyor. Kızamığa karşı geliştirilen aşı, 1963 yılında uygulamaya girdi. Ancak hemen yaygın uygulama olmadığı için uzun yıllar kızamık can almaya devam etti. Yaygın aşılanma programlarının uygulanmadığı 1980 öncesinde, her yıl kızamığa bağlı yaklaşık 2 milyon kişinin öldüğü, aşılama ile 2000-2018 yılları arasında ölüm oranı %73 azalarak, tahmini 23.2 milyon insanın ölmesinin önlendiği belirtiliyor. Buradan da anlayabileceğiniz gibi aşılamaya verilen önem, tek kanallı televizyon döneminde dahi yüksek kitlelere ulaşan toplumsal bilinçlendirme çalışmalarının yıllarca sürdürülmesi neticesinde aşılama programının başarısını mümkün kılmıştır.

Günümüze gelecek olursak, yaşadığımız pandemide sözünü ettiğimiz bağışıklık sistemi gelişmemiş hastalıklara karşı aynı anda tüm toplumun enfekte olması ile sağlık sistemi birçok ülkede işleyemez hale geldi. Ülkesel ve küresel olarak böyle bir pandemide ekonomilerin ne kadar etkilendiğini anlamamız açısından Covid -19 çok önemli bir örnektir ve bu yaşadığımız pandemi bize bir kere daha hatırlattı ki, aşı stratejik bir üründür ve biz bu stratejik ürünü geliştirebilir ve üretebilir olmalıyız. Bu anlamda Centurion İlaç, Türkiye’de aşı üretimi için gerekli altyapı ve teknolojik bilgiye sahip olup, yatırımlarına başlamıştır.

Centurion İlaç’ın aşı konusundaki vizyonundan bahseder misiniz?

Gelenekten, geleceğe yol haritamızda aşı bize babadan kalan miras gibi her zaman birinci öncelikli alanlarımız içinde olacak. Bu nedenle Centurion İlaç olarak en önemli hedeflerimizden biri yerli aşı üretimi projelerinde rol almak. Türkiye’nin artan nüfusu, çok göç alması gibi demografik ve ekonomik nedenler göz önüne alındığında ülkemizin kendi aşımızı üretmeye başlamasının ne kadar önemli olduğunu bize gösteriyor. İçinde bulunduğumuz dönemde salgın hastalıkla mücadelede altyapının ve ülke olarak yetkin insan kaynağımızın oluşabilmesinin önemini bir kez daha deneyimledik. Bu nedenle stratejik öneme sahip ürünleri -ki bunların başında aşılar da var- kendimiz üretmeye başlamak zorundayız.

Üretim tesisimiz, uzun yıllar içinde kazandığımız deneyim ve global iş ortaklarımız ile olan iş birliğimiz bu amaca yönelik altyapı çalışmalarımızı oluşturuyor. Üretim tesisimizin temelleri atılırken en büyük ideallerimizden biri biyolojik ve biyoteknolojik ürünleri üretmekti. Bu bağlamda devletimizin 2023 vizyon hedeflerinden biri olan yerelleşme, yerlileşme ve millileşme politikaları çerçevesinde ülkemizde halen yurt dışından ithal edilen ve ulusal aşı takviminde yer alan aşıların yakın gelecekte teknoloji transferlerini başlatarak antijenden itibaren üretimini fabrikamızda gerçekleştirip, ilk yerli ve milli aşıları ülkemize kazandırmayı hedefliyoruz.

Centurion İlaç’ın ürün portföyü içinde şu an hangi aşılar yer alıyor?

Şirketimiz 1980’lerden beri devletimize aşı alanında düzenli tedariği sağlıyor. Kuruluş tarihimizden bu yana şirketimiz birçok çocuk aşısı, grip aşısı, hepatit A, kuduz aşısı, kuduz serumu, yılan serumu, akrep serumu gibi ürünlerin tedariğini halk sağlığının kullanımına sundu. 1980’li yıllardan beri firmamızın ithal ettiği, klinik etkinliği ve güvenilirliği kanıtlanmış olan aşılar ile toplumumuzdaki birçok çocuğun sorunsuz olarak aşılanmış olmasının haklı gururunu yaşıyoruz ve halen tehlikeli ve kayıtlı hastalıklarla ilgili aşıların, insan kaynaklı ve hayvan kaynaklı serumların teminini yapıyoruz.

Yerli aşı üretimine odaklandığınızı belirttiniz. Bu konuda attığınız adımlardan ve projelerinizden de biraz bahseder misiniz?

Centurion İlaç olarak önemli hedeflerimizden biri “yerli aşı üretimi” projelerinde rol almak. Uzun yıllar içinde kazandığımız deneyime ilave olarak global iş ortaklarımız ile birlikte üretim tesislerimizde yerli aşı üretimi için tamamen hazır ve istekliyiz. Ancak unutulmamalıdır ki; aşı üretimi son derece teknik, üretim aşamalarında belirli riskleri içeren, karmaşık bir süreç.

Dünyada aşı geliştiren ve üretimini gerçekleştiren ülke ve firma sayısı çok az. Bu alanlarda pazarlama ve satış rekabeti diğer alanlara göre düşük olmasına rağmen çok ciddi yatırım gerektiren bir alan. Ancak aşılama programı ve takvimi ile Türkiye birçok çevre ülke için referans ülke durumunda olduğundan, başta Orta Doğu, Türki Cumhuriyetleri, Balkan ülkeleri ve Afrika bölgelerine ihracat yapabilecek ciddi bir potansiyele sahip. Bütün bunlara bir arada baktığımızda ülkemiz bu bölgelere hizmet veren aşı üretim merkezi olabilir.

Biz de Centurion İlaç olarak dünyada uzun yıllardır birçok ülkede milyonlarca doz kullanılarak çok ciddi aşı tecrübesine sahip, büyük üretim tesisli, güçlü Ar-Ge desteği olan firmalarla iş birliği yaparak bu aşıları ülkemizde üretmek için gerekli azim ve kararlılıkla çalışıyoruz. İlk etapta suçiçeği ve hepatit A aşısı olmak üzere devletimiz için stratejik öneme sahip 4 aşıyı antijenden itibaren hayata geçirmek için tek ihtiyacımız; devletimizin “başlayın” talimatı.

Bu proje sonucunda Türkiye’nin aşı gibi stratejik bir ürünü, başka ülke ve firmalara bağımlı olmadan, yerli sermaye ile üretebilmesini sağlamak gibi son derece önemli ve hassas bir sonuca ulaşmayı hedefliyoruz. Diğer yandan, özellikle üretim kapasitesi anlamında doğru tasarlanmış bir proje ile bölgesel bir aşı üreticisi konumuna gelmek de mümkün olacak.

Ayrıca teknoloji transferi süreçlerinde ihtiyaç duyulacak; insan gücü yetiştirilmesi, koordinasyonun sağlanması, uyumluluk gibi ana sorumluluklara dair yetkin kadroyu kurmak ve transfer sonrasında aşı geliştirilmesi ve üretimi ile ilgili bilimsel bilgileri ülkemize getirip katma değer olarak yetişmiş insan gücünü kazandırmak hedefindeyiz.

2011 yılından bu yana Ar-Ge faaliyetlerine de ağırlık verdiğinizi biliyoruz, bu konudaki çalışmalarınızı anlatır mısınız?

Her sektörde üretim güçlü ekonominin anahtarıdır. Ancak sadece üretmek yeterli değildir. Bir yandan ülke ekonomisine katkı sağlayacak projeler yaparken, diğer yandan uluslararası pazarda rakipleriniz ile rekabet

edebilmek ve söz sahibi olabilmek için kaliteli, inovatif ürünler üretmelisiniz. İşte tam bu noktada Ar-Ge devreye giriyor.

Centurion İlaç olarak 2011 yılında faaliyete başlayan Ar- Ge bölümümüz, İstanbul’da başladığı çalışmalarına 2017 yılında Ankara Başkent Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan 25.000 m2’lik İlaç Üretim Tesisinde devam ediyor. Hastalara modern tedavi şansı tanımaya yönelik, nadir hastalıkları olan hastaların da ihtiyaçları göz önüne alınarak belirlenen Ar-Ge projelerimiz, ekibimizin özverili çalışmaları ile birer birer hayata geçmeye başladı. Ar- Ge laboratuvarımız, son teknoloji ekipmanlar ile donatılmış enstrümental, kimya, formülasyon ve biyoassay laboratuvarlarının bulunduğu 1.000 m2’lik bir alanda, konusunda uzman çalışanları ile çalışmalarına devam ediyor ve uzmanlık alanlarına yönelik olarak eşdeğer ürün geliştiriyor.

Son yıllarda kanser hastalıklarına ve hayatı tehdit eden fungal ve bakteriyel enfeksiyonlara yönelik ürünlerimizi Türk tıbbının hizmetine sunduk. Hâlihazırda da devam eden ve başarı ile tamamladığımız çok sayıda TÜBİTAK projelerimiz mevcut. Bundan sonraki Ar-Ge projelerimiz arasında yeni konvansiyenel jeneriklerle beraber, tüm dünyada çığır açan biyoteknolojik ve biyobenzer ürünlerin teknoloji transferleri ile geliştirilmesi konuları bulunuyor.

Centurion İlaç olarak, Ar-Ge konusunda ülkemizin önde gelen üniversiteleri ile iş birlikleri yaparak birçok projeye imza atmaya hazırlanıyoruz. Yetim ilaçlar, çalışmalarımızın önemli bir kısmını teşkil ediyor. 2 adet yetim ilaç statüsündeki ürünün projesini yeni tamamladık. Bir adet yetim ilaç için de teknoloji transferi çalışmalarını başlattık.

‘Her Hasta Modern Tedavi Şansını Hak Eder’ mottosu ile çıktığımız bu yolda Türkiye’de kullanımda bulunmayan 3 adet inovatif ürün için Ar-Ge çalışmalarımız son hızla devam ediyor. Biyolojik ve biyoteknolojik ürünler için teknoloji transferi yolu ile ilerlettiğimiz projelerimiz mevcut. Dünyanın çok çeşitli ülkelerinde iş birliği içinde bulunduğumuz firmalarla Türkiye’de bulunmayan ilaçlara halkımızın hızlıca erişilebilir olmasını sağlamak ve bu ilaçların yerlileşebilmesi için gerekli çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bu çalışmaları yürüttüğümüz Ar-Ge departmanımızın Ar-Ge merkezi olabilmesi için çalışmalarımız da devam ediyor. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’mıza sunulmak üzere başvurumuzu hazırladık. Yakın zamanda Ar-Ge Merkezi belgemizi de almayı umut ediyoruz.

Frima ciromuzun %3’ünü Ar-Ge faaliyetlerine ayırıyoruz. Centurion İlaç olarak biyolojik ürünlerde ülkemizin yerli ve milli gururu olma onuruna erişmek istiyoruz. Özet olarak şunu söyleyebiliriz ki; Centurion İlaç Ar-Ge’si ‘BİR ADIM ÖNDE’ sloganı ile çalışmalarına tüm hızı ile devam edecek ve halkımızın ve ülkemizin ihtiyacı olan inovatif ürünleri Türk tıbbının hizmetine sunacaktır.

Covid-19 ile mücadele konusunda Centurion İlaç nasıl bir rol üstlendi?

İçinde bulunduğumuz bu olağanüstü dönemde Covid-19 hastalığının tedavisine yönelik bir ürün için çalışmalara da başladık. Aynı molekülün hem hastalık esnasında hastanede yatan hastalarda kullanımı hem de hastalık sonrası akciğerde oluşabilecek kalıcı komplikasyonların tedavisine yönelik olarak iki ayrı doz çalışmaları ve buna bağlı klinik etki değerlerinin tespitini sağlayacak çalışmalara yönelik hazırlıklara başlandı. Bu yılın sonu, 2021 yılının başında sonuçlarını almayı planlıyoruz. Ayrıca Covid-19 veya ileride oluşabilecek benzer salgınlara yönelik hızlıca tedavi alternatifi geliştirilmesini kapsayan orta vadeli bir planlama ile global niteliğe sahip bir projemiz mevcut.

Centurion İlaç olarak kısa ve uzun vadedeki hedeflerinizi de öğrenebilir miyiz?

Daha önce bahsettiğim gibi yerli aşı üretimi yapmak ve ülkemize stratejik öneme sahip 4 aşıyı kazandırmak en büyük hayalimiz.

Bunun yanı sıra, Centurion İlaç olarak eşdeğer spesifik hastane ürünlerinin üretimiyle beraber yetim ilaç statüsündeki ürünlerin Ar-Ge merkezimizde geliştirilmesi için dünyanın farklı coğrafyalarında faaliyet gösteren ve her biri kendi alanında önde gelen kuruluşlardan olan beş farklı firma ile anlaşmamız neticesinde biyoteknolojik ve biyobenzer ürünlerin yoğun teknoloji transferi çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Bunun dışında bizleri en çok heyecanlandıran konulardan biri de kan ürünlerinin Türkiye’de bulk formulasyon ve dolumunun yapılabilmesi için Sağlık Bakanlığı’ndan izin alan ilk firma olmamız. Bu kapsamanda da Hollanda’da yerleşik bir firma ile uzun dönem iş birliği içinde, Türkiye’ye teknoloji transferleri çalışmalarını başlatmış bulunuyoruz. Türkiye’de ilk yerli kan ürünü üretmek ve pazara sunmak için çalışmalarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. Amacımız, dışa bağımlı olduğumuz bu ürün gruplarının üretimini yapıp, Türk tıbbının hizmetine sunmanın yanında Orta Doğu, Balkan ülkeleri, Türki Cumhuriyetler ve seçilmiş Asya ülkelerinde de pazara çıkabilmek. Bu etaplar gerçekleştikten sonra EU pazarı ve ABD pazarı da bir sonraki hedefimiz olacak.

Bütün sözünü ettiğimiz projelerdeki en önemli hedeflerimizden biri de halkımıza istihdam sağlayabilmek.

Son olarak neler eklemek istersiniz?

İnovasyona verdiğimiz önem şirketimizin kurulduğu günden beri genlerinde var. Bu bağlamda çalışanlarımızın da inovatif ve fikir üreten bireylerden oluşmasına önem veriyoruz. Bir diğer önemli misyonumuz da ülke ortalamasının çok üzerinde olan kadın çalışan sayımızla ve sektöre örnek teşkil eden sosyal sorumluluk projelerimizle şirketimizin hem doğaya hem insanlığa olan saygı ve katkısını sürdürmeye devam etmesidir.

Bizi Centurion ailesi olarak misafir ettiğiniz için teşekkürler...